Karaciğer su toplaması hastalığının nedenleri ve belirtileri

Karaciğer su toplaması, özellikle ileri yaştaki bireylerde rastlanılan rahatsızlıkların başında yer alır. Bu hastalığın belirtileri ve nedeni ise belli ölçütlerde göze çarpabilir.

Karaciğer su toplaması nedenleri

Karaciğer su toplaması, özellikle kötü koşullarda barınan ve soğuk kış aylarından olumsuz yönde etkilenen ileri yaştaki bireylerde görülebilmektedir. Bununla birlikte elbette bu hastalığın sadece kötü koşullarda yaşama sonucunda ortaya çıktığını söylemek yanlış olur. Etkili bir biçimde ansızın oluşabilecek hastalar içerisinde de yer alan karaciğer su toplaması, farklı bir hastalığın tetiklemesi sonucunda da oluşabilmektedir. Genellikle karaciğer sirozu sonrasında oluşan sıvı birikimi, halk arasında karaciğer su toplaması olarak da adlandırılır. Asit salınımı sonucunda karaciğer bölgesinde biriken sıvı, ne yazık ki hastalığa yol açar ve beraberinde bireyin rahat bir hayat yaşamasını engeller.

Karaciğer su toplamasına yüksek oranda neden olan karaciğer sirozu, damar yapısında meydana gelen basın artışından kaynaklanır. Artan basınç sonrası asit birikimi gözlemlenen karaciğerde oluşan sıvı birikimi, su toplaması olarak isimlendirilen hastalığın gelişmesine ortam hazırlar. Sıvının kaçması sonrasında biriken su, böylelikle karaciğerde sıvı toplanmasına neden olur.

Müdahale edilmediği takdirde ileri boyuta ulaşabilen su toplanması, çok daha ağır hastalıkların yaşanmasına da kaynaklık edebilir. Bu nedenle olası bir su toplanması durumunda uzman bir doktora başvurulması gerekir.

Belirtileri

Karaciğer su toplanması hastalığının belirtileri, genellikle sınırlıdır. Çoğu zaman kendisini karın bölgesindeki şişkinlik ile belli eden su toplanması rahatsızlığı, ayrıca ileri seviyelerde nefes almada zorluk yaşatabilir. Karın bölgesinde oluşan şişlik sonrasında hava kanallarının etkilenmesi ve gün içerisinde yeterli miktarda oksijen alamamanız, vücut yapınızda daha farklı hastalıklara da neden olabilmektedir. Şişlik ve nefes almada zorluk gibi karaciğer su toplaması belirtileri arasında ayrıca ciltte renk değişimi de bulunur. Belirli seviyelerde gözlemlenebilen ciltte renk değişimi, özellikle sararma ile kendisini belli eder.

Su toplaması belirtilerinin zayıf insanlarda daha kolay belirlendiği bilinir. Biriken asit, zayıf vücut yüzeyinde daha kolay göze çarpabilir. Karın bölgesinde oluşan şişlik, ileri seviyelerde elbette pek çok vücut yapısında görülebilmektedir. Bunun yanında muayene olurken ve vücut yapısını kontrol ederken hastalık geçmişinin de teşhis ve belirtiler üzerinde etkisi bulunur. Eğer daha önce karaciğer rahatsızlığı yaşadıysanız bu durumu göz önünde bulundurmalı ve buna göre hareket etmelisiniz. Çoğu zaman şişkinlik ya da karın bölgesinde oluşan şiş görüntü ile ortaya çıkabilen sıvı toplanması, bazı kişilerde gözle görülmeyebilir. Hastalığın başlangıç evresinde de sıvının gözle görülebilmesi mümkün olmayabilir.

Tedavisi

Karaciğer su toplanmasının nedeni belirsiz olarak görülebilir. Bu gibi durumlarda hastalık geçmişine bakılmalı ve buna göre hareket edilmelidir. Çoğu kez beden muayenesi esnasında doktor tarafından teşhis edilebilen sıvı birikimi, 500 ml seviyesinde kolayca gözlemlenebilir. Bu miktardan daha az sıvı birikimi ise ultrasonografi yardımıyla teşhis edilebilmektedir. Uzman doktor eşliğinde çekilen ultrason görüntüleri neticesinde sıvı birikiminin varlığından söz edilebilir. Ayrıca sıvı birikimi kesin bir şekilde fark edildikten sonra bu duruma neden olan faktörün de teşhis edilmesi gerekebilir. Çoğu zaman kolayca anlaşılan sıvı birikiminin belirli bireylerde nedeni anlaşılamayabilir. Bu gibi durumlarda daha farklı testlere başvurulabilmektedir. Ayrıca sıvıdan örnek alınarak tıbbi araştırmaların yapılması da mümkündür.

Tedavi aşamasında ilaç desteğine başvurulabildiği gibi hastanın diyet yapması ve tuz tüketimine dikkat etmesi de istenebilir. Gerektiğinden fazla tuz alımı, ne yazık ki vücut yapısında herhangi bir olumsuzluğun daha da artmasına yol açabilmektedir. Tuz alımının 2 gram ile sınırlandırılması olasıdır. Günlük belirli bir miktardan fazla tuz tüketmemesi istenen hastanın bu doğrultuda diyet yapması önerilir. Ekmek içerisindeki tuzun dahi diyet çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

Eğer sıvı birikimi 500 ml ve daha fazla seviyelere ulaşırsa parasentez yöntemi yardımıyla hastanın rahatlatılması sağlanabilir. Sıvının belirli bir miktar alınması durumu olarak nitelendirilen parasentez, özellikle hastanın ilaçlı tedaviye yanıt vermediği ve sıvının yüksek miktarlara ulaştığı durumlarda uygulanabilmektedir.



Kullanıcı Yorumları ve Oyları

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız (Sizin oyunuz ilk olsun)
Loading...
Yorum ekle